| Komisyon Sorumlusu: A. Adnan KAYADELEN (STAT’92) |
Ülkemizde doğayı, canlıları koruma çalışmalarında sorunlar yıllardan beri devam etmekte ve vicdanlarımızı yaralamaktadır. Ekosistem ve canlılar kimi zaman geri dönülmez biçimde zarar görmekte, birçok durumda da doğa ve insan hayatı için büyük riskler oluşmaktadır.
Sokak hayvanlarına ilişkin olarak güncellenen Hayvanları Koruma Kanunu ve sonrasında yayımlanan Yönetmelik, hayvanlar ve insanlar için çok ciddi sorunlar barındırmaktadır. Geçen her gün maalesef zarar görenlerin sayısı daha da artmaktadır. Tüm bu süreçlerde yaşam haklarını ve ekosistemdeki bütüncül dengeyi savunan insanların da çeşitli zorluklarla karşılaştığını görüyoruz/deneyimliyoruz. Doğaya ve canlılara ilişkin haklar-sorumluluklar eksenindeki tüm sorunların; ODTÜ’lülerin beraber üretme, analiz ve planlama, öğrenme-bilgilendirme konularındaki başarısı ile, ODTÜ’nün farklı bölümlerinden mezunların katıldığı disiplinler arası çalışmalar aracılığıyla çalışılmasına ve geliştirilmesine ihtiyaç var.
Tüm bu düşüncelerle yola çıktığımız Komisyon’da; beraberce bilgi edinerek, bilgi sunarak, yeri geldiğinde strateji, yeri geldiğinde de somut uygulamalar ve bunlara ilişkin çağrılar yolu ile ekosisteme ve canlılara gerektiği şekilde destek olmayı hedefliyoruz. “Doğa ve Hayvan Hakları Komisyonu”nda hocam sizinle beraber verimli çalışmalar gerçekleştirmeyi umuyoruz.
Bize katılmak ister misiniz?
1 Mart 2026 tarihinde akademisyenler, sivil toplum temsilcileri (konfederasyon, dernek, topluluk vb.), sanatçılar ve gönüllülerden oluşan 50 katılımcı ile gerçekleştirilen, ODTÜ Mezunları Derneği Hayvan Hakları Çalıştayı Sonuç Bildirgesini sizlerle paylaşıyoruz.
Çalıştayda gün boyu yuvarlak masa tartışmalarında katılımcıların farklı uzmanlıkları ile harmanlanan elli altı (56) maddelik öneriler listesi de sekiz (8) kategori altında aşağıda yayınlanmıştır.
HAYVANLARI KORUMA KANUNUNA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
(7 Ağustos 2026)
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair 7527 sayılı kanunun yasalaşmasının üzerinden 2 yıl geçti.
Yasada büyükşehirlere tanınan 2028 yılı sonuna kadarki süre gözardı edilerek ve hayvan ya da toplum sağlığı esaslarına uyulmaksızın sokakta yaşayan hayvanları toplama seferberliğine girildi. Bakımevleri, yasada belirtilen “rehabilitasyon” amacı ortadan kalkarak daimi cezaevleri olarak işletildi, hayvanlar yetersiz koşullarda acı içinde tutularak hayatını kaybetti. Hiçbir şikayete konu olmadığı halde toplanan yüzbinlerce hayvan üzerinde mevzuata aykırı şekilde anestezik madde kullanıldığı veya şiddete uğradıkları görüldü, nakil sırasında veya sonrasında birçoğu yaşamını yitirdi. Kimi zaman hayvanları sahiplenmek isteyen gönüllülere “yerini bilmiyoruz”, “öldü” gibi yanıtlar verildi. “Kısırlaştır aşılat yerinde yaşat” uygulamasından vazgeçildiği gibi, cins hayvanların üretimi ve ticareti, nüfus artışına ve başka sorunlara karşın kısıtlanmadı. Bakımevlerinin sivil toplum ve uzmanlarca denetlenmesine ilişkin herhangi bir mekanizma da henüz tesis edilmedi.
Bu süreçte oluşan şiddet ikliminde, sayısız hayvana şiddet uygulandı, cinsel istismar suçları işlendi. İnsan, doğa ve canlıların uyum içinde güvenli ve sürdürülebilir bir biçimde yaşamını sürdürmesi esas iken, kitleler yalan haber ve şiddet dili ile beslenen bir kutuplaştırmaya tabi tutularak toplum yapısı ve psikolojisi bozuldu. Artık akademik olarak da belgelendiği üzere toplumumuzun sokakta yaşayan hayvanlar konusundaki gündemi sosyal medyada trollerle şekillendirildi.
Bunlar yaşanırken ülkemizde, yasanın isminin işaret ettiği kapsamda; yaban hayatının korunması, hayvanları sömüren ticari uygulamaların kısıtlanması, canlıların doğaları ile uyum içinde yaşamasının temini ve ekosistemin korunması gibi açılardan da önemli derecede eksik kalındı.
Bu çerçevede bizler;