İstanbul’da yaşanan taşkınlar, meteorolojik bir doğa olayının ötesinde; dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve iklim krizinin getirdiği aşırı hava olaylarının görmezden gelinmesinin doğrudan bir sonucudur.
Betonlaşmaya dayalı kent politikaları toprağın su tutma kapasitesini yok ederken, altyapı yetersizliği riskleri katlamaktadır. Kentlerimiz rant odaklı değil; iklim krizine dirençli, ekolojik ve bilimsel şehircilik ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.
Doğayla mücadele eden değil, bilim ve tekniğin yol göstericiliğinde afetlere dirençli kentler talep ediyoruz.
Geçmiş olsun İstanbul.